Trump’ın Latin Amerika’yı ele geçirme planı: ABD, askeri müdahale seçeneğini değerlendiriyor

Img

ABD Başkanı Donald Trump, göreve geldiği günden bu yana Latin Amerika’daki siyasi dengeleri yeniden şekillendirmek için sistematik bir strateji yürütüyor. Beyaz Saray’ın bölge politikasının temelinde, Çin’in artan ekonomik nüfuzuna karşı bir denge oluşturma ve Amerika kıtasındaki ticari üstünlüğü yeniden tesis etme hedefi yatıyor. Bölge ülkelerindeki 7 başkanlık seçiminde Trump’ın desteklediği adayların kazanması, Washington’ın bölge ülkelerindeki seçim süreçlerine doğrudan müdahale ettiği iddialarına yol açtı.

ABD’nin yeniden canlandırdığı Monroe Doktrini, Latin Amerika’yı “ABD’nin arka bahçesi” olarak gören geleneksel anlayışı günümüz koşullarına uyarlıyor. Trump yönetimi, bu kapsamda Çin ile ticari ve stratejik ortaklık geliştiren ülkeleri hedef alırken, ABD’ye yakın duran hükümetlere ise ekonomik ve askeri teşvikler sundu. Bu yaklaşım, bölgedeki otoriter eğilimleri güçlendirdiği ve demokratik kurumları zayıflattığı gerekçesiyle uluslararası kamuoyunda eleştirilere neden oldu.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

KOLOMBİYA’DA ‘DEMİR YUMRUK’ İKTİDARA GELDİ

Kendisine “Kaplan” lakabını takan milyarder avukat Abelardo de la Espriella, çekişmeli seçimde solcu senatör Ivan Cepeda’yı mağlup etti. Popülist siyasetçi, yolsuzluk yapan, cezasız kalan suçlularla ve Kolombiya’nın varlığını tehdit eden herkesle “demir yumrukla” mücadele edeceğine söz verdi.

De la Espriella, göreve geldikten sonraki ilk üç ay içinde 10 adet yüksek güvenlikli mega hapishane inşa edeceğini, askeri bütçeyi artıracağını ve 10 kartel liderini yakalayıp öldüreceğini taahhüt etti. Ayrıca ülkesini, Latin Amerika ülkeleri ve ABD’nin polis güçlerinin militarizasyonu yoluyla kartellerle mücadele etmeyi amaçlayan “Amerika Kalkanı” ittifakına katılmaya davet etti. Kolombiya’nın görevden ayrılan solcu cumhurbaşkanı Gustavo Petro fosil yakıtlardan uzaklaşmayı önceliklendirirken, De la Espriella petrol üretimini ve kaya gazı çıkarma yöntemlerini artırma sözü verdi.

Kolombiya’nın yeni Devlet Başkanı Abelardo de la Espriella

LATİN AMERİKA’DA DEĞİŞİM RÜZGARLARI

Trump’ın Latin Amerika’nın kontrolünü ele geçirme çabası, kıtanın büyük bir bölümünde on yıllardır süren solcu iktidarların sonunu getirdi. Trump göreve geldiğinden beri Latin Amerika’da yapılan yedi başkanlık seçiminin tamamını ABD’nin müttefikleri kazandı. Yeni liderler, serbest piyasa ekonomisi politikaları ve sert güvenlik taktikleri üzerine kurulu vaatlerle iktidara geldi. Bu durum, göçü azaltmak, uyuşturucu akışını kontrol altına almak ve bölgeden ihaleler almak isteyen ABD Başkanı için ideal bir senaryo oluşturuyor.

Trump, Latin Amerika’ya hakim olma planlarını hiçbir zaman gizlemedi ve güvenlik garantileri karşılığında kendisine maden kaynakları bakımından zengin ülkelere sınırsız erişim sağlayacak sağcı adayları destekledi. Peru’da Keiko Fujimori, suçla mücadele, hapishanelerin militarizasyonu ve ABD ile ekonomik anlaşmalar sağlama gibi Trumpvari söylemi sayesinde rakibini az farkla geçerek başkanlık seçimini kazandı. Kosta Rika’nın yeni başkanı Laura Fernandez Delgado, seçim kampanyasını “koşulsuz müttefiki” Trump ile daha güçlü bağlar kurma ve “örgütlü suçlara karşı sert bir savaş” vaatleri üzerine inşa etti.

Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa, uyuşturucu terörizmiyle mücadelesinde kendisine yardımcı olması için paramiliter şirket Blackwater’ın Trump destekçisi kurucusu Erik Prince ile “stratejik bir ittifak” kurduğunu açıkladı. Koruma altındaki toprakları maden çıkartımına açmak isteyen Noboa, Galapagos Adaları’nda bir ABD askeri üssü kurulmasına izin vermeye çalışıyor. Trump’ın müttefikleri Şili, Honduras ve Arjantin’i de ele geçirmişti.

Hapisteki eski Brezilya devlet başkanı Jair Bolsonaro’nun oğlu Flavio Bolsonaro, gelecek başkanlık seçimini kazanması halinde beş yeni yüksek güvenlikli hapishane inşa etme sözü verdi. ABD’ye ülkenin kaynaklarına erişim sözü vererek Trump’ın onayını alan Bolsonaro’nun olası zaferi, Latin Amerika’da 2000’li yıllardan bu yana süren solcu “pembe dalga”ya son darbeyi vuracak.

Flavio Bolsonaro

ABD’NİN PLANI

The Telegraph’a değerlendirmelerde bulunan ABD’nin eski Panama Büyükelçisi John Feeley, Trump’ın gözünün kıtanın petrol ve altın yataklarında olduğunu söyledi. Feeley, ABD Başkanı’nın muhtemelen daha fazla kontrol sağlamak ve uyuşturucuyla savaşını tırmandırmak için şu anda ABD dostu olan ülkelere asker göndereceğini iddia ederek, “(Trump) Batı yarımküresinde egemenlik kurmak istiyor; bunu sağlıklı demokrasilerden oluşan ittifak temelli bir topluluk yaratmak amacıyla değil, ticari sömürü amacıyla yapmak istiyor” dedi.

“Trump, Truth Social platformunu kullanarak diğer ülkelerin içişlerine ilişkin görüşlerini açıkça dile getirdi; bu, hayatımızın büyük bir bölümünde kesinlikle yasaklanmış bir şeydi” diyen Feeley, diğer ABD başkanlarının Latin Amerika üzerinde kontrol kurmaya çalıştığını ancak seçmenleri ve politikaları etkilemeye yönelik bu kadar açık bir kampanyanın daha önce hiç yapılmadığını sözlerine ekledi.

ABD’nin emekli Guatemala Büyükelçisi Stephen McFarland, Trump’ın Latin Amerika’ya olan ilgisinin İkinci Dünya Savaşı sonrası bir ABD başkanı için eşi benzeri görülmemiş olduğunu vurgulayarak, Trump’ın planının ideolojik kaygılardan ziyade ticari kaygılara dayandığını belirtti. ABD şu anda Venezuela’nın petrol üretimini kontrol ediyor ve El Salvador, Arjantin ve Guatemala ile ticaret anlaşmaları imzaladı. Ayrıca Peru, Bolivya ve Şili’de nadir toprak elementlerine ve kritik minerallere erişimi genişletmeyi inceliyor.

McFarland, “Trump’ın dış politikaya genel yaklaşımı ideolojik olmaktan ziyade, ABD’ye kâr getirecek iş anlaşmalarına ve kaynaklara erişime odaklanmaktır” yorumunu yaptı.

Bolivya, onlarca yıllık solcu yönetimin ardından ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi (DEA) ajanlarını ülkeye tekrar kabul etti.

ÇİN İLE REKABET

Trump’ın önderlik ettiği “ABD’yi Yeniden Büyük Yap” (MAGA) hareketi, Batı düzeninin başarısız olduğunu düşünüyor ve bölgedeki birçok ülkenin önemli ticari ve stratejik ortağı olan Çin’den egemenliği geri almak için ülkenin ekonomik ve istihbari etkisini kullanıyor. Trump, bölgedeki önde gelen liderleri yanına alarak, ABD’nin Latin Amerika üzerindeki ticari etkisini artırmayı hedefliyor. Jair Bolsonaro, ekonomik dengeleri Brezilya’nın en büyük ticaret ortağı olan Çin aleyhine değiştirmeye söz vermişti.

2025 aralık ayında yayınlanan ABD ulusal güvenlik stratejisi belgesi, Roosevelt İlkesi’nin Trumpvari bir versiyonunu özetliyor: 1904’te eski başkan Theodore Roosevelt, ABD’nin ABD çıkarlarını savunmak ve “Batı Yarımküre’de Amerikan üstünlüğünü yeniden tesis etmek… Amerikan gücünün ve önceliklerinin sağduyulu ve etkili bir şekilde yeniden tesis edilmesi” için “uluslararası polis gücü” kullanacağını belirtmişti.

Feeley, ABD’nin yeni Latin Amerika politikasına ilişkin, “Trump yönetimi, ABD’nin istismar edildiğini, dünyanın dört bir yanındaki yolsuz yetkililerin para aldığını, kendi üzerlerine düşen işi yapmadığını ve uyuşturucunun ABD’ye aktığını; Çin’in ise iş sözleşmelerini aldığını ve ABD’nin alay konusu olduğunu düşünüyorlar. Politikaları bu varsayımdan kaynaklanıyor.” ifadelerini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, daha önce “Burası bizim yarımküremiz ve Başkan Trump güvenliğimizin tehdit edilmesine izin vermeyecek” mesajını paylaşmıştı.

ASKERİ MÜDAHALE OLASILIĞI

Kaynaklar, Trump’ın ABD için tehdit oluşturduğunu söylediği kartellerle mücadele etmek için bölgeye asker göndermeyi düşündüğünü belirtti. Ocak ayında Trump, Kolombiya’nın uyuşturucuyla mücadele yükümlülüklerini “açıkça yerine getiremediğini” ilan etmiş ve ülkeyi askeri müdahaleyle tehdit etmişti. De la Espriella’nın seçim sürecinde ABD’nin herhangi bir müdahalesine açıkça karşı çıkmasına rağmen, ABD güçlerinin Kolombiya’ya giderek kokain üretiminin yapıldığı ormanları yakması, kartel liderlerini öldürmesi ve ormanlarda saklanan paramiliter gruplarla savaşması bekleniyor.

Bölgede Trump’ın etkisinin farkında olan liderler, ABD Başkanı tarafından ödüllendirileceğine inandıkları suç karşıtı mesajlar kullanmaya özen gösterdi. Sağcı eğilim bölge genelinde de geniş yankı buldu. Latinobarometro anket şirketine göre, son yirmi yılda hiç olmadığı kadar çok Latin Amerikalı kendini siyasi yelpazenin sağ kanadıyla özdeşleştiriyor.

Mitofsky anket şirketinin bir araştırmasına göre, tarihsel olarak ABD müdahalelerine karşı olan ve milliyetçi bir ülke olan Meksika’da bile, katılımcıların yarısından fazlası ABD yetkililerinin organize suçla mücadele etmek ve liderlerini tutuklamak için ülkelerine girmesi gerektiğine inanıyor.

İSTİKRARSIZLIK RİSKİ

Uzmanlar, bu tür otoriter baskıların işe yaramayacağı ve organize suçun daha kısıtlayıcı politikalara karşı misilleme yapması nedeniyle bölgedeki istikrarsızlığa katkıda bulunacağı konusunda uyarıyor. Kolombiya’daki paramiliter gruplar, De la Espriella ile bir mücadeleye gireceklerini bilerek şimdiden güç gösterisine başladı. Sert bir yaklaşım Latin Amerika’yı daha da istikrarsızlaştırabilir. Öte yandan Latin Amerika üzerindeki kontrolü, Trump’ın ABD’de bir güç ve ekonomik refah duygusu yaratmasına yardımcı oldu.

Feeley, Latin Amerika’daki sağ dalganın bir “voto castigo” yani protesto oylaması sonucu ortaya çıktığını öne sürerek, şunları dile getirdi:

“Sıradan vatandaşlar evlerinden çıkamamaktan, çetelerin çocuklarını ele geçirmesinden, gasp ve yolsuzluktan bıkmış durumda. Bu korkunç bir senaryo. Çaresiz halkın bu gidişatı değiştirmek için oy kullanması şaşırtıcı değil. Sosyal demokratlar birçok yerde, herhangi bir hükümetin sağlaması gereken en temel hizmet olan iç güvenliği sağlama konusunda sürekli olarak başarısız oldu.”

Trump’ın en yakın müttefikleri ve iş ortakları, ülkelerini serbest piyasaya açan bu ülkelerdeki yatırım fırsatlarından faydalanacak. Ancak uzmanlar, bu tür politikaların uzun vadede bölgedeki toplumsal huzursuzluğu artırabileceği ve ABD’nin itibarına zarar verebileceği konusunda uyarıyor.

Source

yok

Author: Fatma Kaya